Şimdi Değil de Ne Zaman?

Tarih; 9 Temmuz 2018. Haber manşetleri şöyle; Milli Eğitim Bakanlığı`na Cumhurbaşkanlığı tarafından Talim Terbiye Kurulu Eski Başkanı Prof. Dr. Ziya Selçuk getirildi…
Sayın Selçuk’un bu gelişmeyle ilgili ilk değerlendirmesinin “Bilimin, aklın ışığında elimizden gelen bütün gayreti ekibimizle göstereceğiz” şeklinde olduğu kayıt düşüldü.
Uygulamalarda yaşanan sancılarıyla kıvranan MEB’te uzunca aradan bu yana ilk defa hem alan uzmanı, hem alan pratisyeni, entelektüel birikime sahip bir isim, 81 milyonu yakından ilgilendiren önemli ve milli bir kurumun icra makamına getirilmiş oldu. Zaman hızlı geçiyor ve yaklaşık bir hafta sonra Ziya hocanın bakanlık içindeki icraatlarında 365 günü dolmuş olacak…
MEB ve eğitim sisteminin içinde bulunduğu durum açısından Ziya Hocanın bu göreve gelmesi oldukça önemsendi. Açıkçası MEB’e eğitim camiasının dışından tayin edilen onca isimlerden sonra, eğitimci ve tecrübeli bir ismin getirilmesi hem sürpriz oldu, hem de ümitleri yeniden tazelendirip, beklentileri artırdı. Peki neden? Sorunun cevabına ulaşmak için yalnızca eğitimin içinde bulunduğu uluslararası boyutunu kısaca hatırlarsak beklentilerin yerinde, durumun ne kadar acil olduğunu amiyane tabirle “köylü Mehmet amca” da anlamış olur. İçerideki temel işleyişi ve sıkıntıları değerlendirebiliriz, kıyaslama uluslararası boyutta daha net ortaya çıkıyor. İşte, yazıyı kaleme almamızdaki müteharrik unsur, hem bir yıllık değerlendirme süreci, hem de Aksaray’da gerçekleştirilen muhteşem öğretmen buluşması oldu.
Kasım 2016’da TIMSS (Trends in International Mathematics and Science Study / Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması) sonuçları ve ardından Aralık 2016’da açıklanan PISA (Programme for International Student Assessment / Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçları eğitim gerçeğimizi tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Bunu rakamlarla açıklamaya çalışalım.
TIMSS ölçeği, ilkokul 4. sınıf ve ortaokul 8. sınıfların fen ve matematik alanındaki başarı sonuçlarını ortaya koyan bir uygulamadır. Ülkemiz, uluslararası Matematik başarısında;4. sınıflarda 483 puan ile 36. sırada, 8. sınıflarda 458 puan alarak 24. Sırada yer almıştır. Yine uluslararası Fen Bilgisi başarısında; 4. sınıflarda 483 puan alarak 35. sırada, 8. sınıflarda 493 puan alarak 21. sırada yer almıştır. 2015 TIMSS ölçeğinin sıralamasında ilk üçte; Singapur, Kore ve Japonya yer almaktadır (1). Bu sonuçlar çok istendik seviyede olmasa da vaziyeti koruma olarak durağan kabul edilebilir. TIMMS’in en önemli sonucu, bölgeler arası eğitim başarısında farklılıkların % 37-40 civarında olmasındadır.
2015 PISA ölçeği ise 15 yaş grubundaki gençlerimizin okuma becerileri, fen bilgisi ve matematik başarı sonuçları belirlenmiştir. 2015’te yapılan değerlendirmeye OECD ve dışından toplam 70 ülke katılım sağlamıştır.Türkiye,okuma becerisinde 428 puanla 50. sırada,Matematikte 420 puanla 50. sırada ve Fen bilimlerinde 425 puanla 52. sırada yer almıştır.PISA ölçeğinin sıralamasında ilk üçte sırasıyla; Singapur, Japonya, Estonya yer almıştır (2). PISA 2015 sonuçları eğitim başarımızın ciddi oranda düştüğünü göstermektedir. Bu sonuçlar aynı zamanda eğitimde bölgesel farklılıklara da işaret etmektedir.
Uluslararası başarı ölçütümüzdeki durumumuz pek çok nedene dayandırılabilir. Dil ve anlama kabiliyeti, analitik düşünme, sorgulama yeteneği vb. sabık nedenlerle, sınav sistemi üzerinde önceki bakandan itibaren yeni bir düzenlemeye gidildi. MEB tarafından yapılan değişiklik önerisi ile 19 Eylül 2017’de ortaöğretime geçiş sınavı TEOG’un kaldırılmasıyla birlikte LGS diye isimlendirilen yeni bir sisteme geçilmiş oldu. Bu sistemde soru sitilleri değiştirildi, öğrencilerin düşünebilme gücünü ölçen sorular ve açık uçlu sorular getirildi. Benzer durum, ÖSYM tarafından yükseköğretime geçişte YGS, LYS sınavları kaldırılarak yerine YKS, TYT, AYT sınavlarına geçilmesinde yaşanmış oldu. Böylece, ezberci öğrenme ortamından analitik düşünceyi önceleyen ortama doğru evrilmeleri ihtiva eden sorular oluşturuldu. 2017 TEOG-2 sınavı sonucu 17 bin öğrenci soruları tam çözerek birinci olurken, 2018 LGS’de 18 öğrenci, 2019 LGS’de ise 65 öğrenci Türkiye birincisi oldu. İleri tarihlerde yeni sınav sistemindeki uygulamanın etkisini hep birlikte daha net şekilde göreceğiz.
Kurum içindeki tüm hengâmelerle birlikte eğitimin bu portresi içinde Ziya hoca, siyasi irade tarafından kabinenin dışından, eğitim sistemini hak ettiği itibara kavuşturabileceğine ve düzlüğe çıkarabileceği inancıyla bakanlık makamına getirildi. Bakanlıkta halihazırda insan kaynakları üzerinde herhangi bir inisiyatif kullanma ortamı oluşmadığından, daha çok doğrudan sistemi opere edebilecek Eğitim 2023 Vizyonu üzerine odaklanıldı. Bunun anlamı şu idi; “dar sahada kısa ve etkili paslaşma” yapmak durumundasınız. Böylece, Ziya Hoca tarafından 24 Ekim 2018’de Eğitim 2023 Vizyon Belgesi kamuoyu ile paylaşıldı ve hızlı bir şekilde taşra teşkilatları mensuplarıyla ile bilgilendirme toplantıları başlamış oldu. Eğitim 2023 Vizyon Belgesi üzerinde basın ve sosyal medyada tartışmalar günlerce sürdü.
Eğitim 2023 Vizyon Belgesi üzerine eğitimci, eğitim lideri, akademisyen, eğitim bilimci, eğitim sendikası temsilcisi ve eğitim yazarlarından oluşan isimlerle yapılan görüşmelerden çıkan hususları tasnif ederek hazırladığımız raporu 22 Nisan 2019’da Milli Eğitim Bakanı Ziya hoca ile paylaştık.

Sunulan rapordaki, MEB olarak sistemin güçlü ve güçlendirmeye muhtaç yönlerinden özetle bahsetmeye çalışacağım.
– Ziya hocanın öğretmen buluşmaları, öğretmenler üzerinde müthiş bir sinerji meydana getiriyor, onları değerli hissettiriyor ve motivasyonlarını artırıyor. Bu coşkuya en son Aksaray öğretmen buluşmasında yakinen şahit oldum. Öğretmenler Ziya öğretmenlerine güveniyor, fakat bakanın söylemlerinin hiyerarşik bürokrasiden dolayı kendilerine ulaşıncaya kadar bambaşka bir hal aldığını belirtiyorlar. Bürokratik hiyerarşinin Ziya hocanın elini zorlaştırması hususunda öğretmenlerde yaygın bir kanaat oluşmuş durumda.Öğretmenler, okullardaki liyakat adına yapılan ayrımcılıktan ötürü Ziya öğretmenlerinin sözüne inanıyor ama söylenen güzel şeylerin pratikte uygulanmadığını düşünüyor.
– Geçen bir yıllık süreçte, Ziya hocayla birlikte pek çok eğitim gönüllüsü eğitim seferberliği anlayışıyla Eğitim 2023 Vizyonunu anlatmak üzere il il, ilçe ilçe sahada tanıtım ve gerçekleşen Eğitim Dönüşüm hususunda bilgilendirme etkinlikleri gerçekleştirmektedir.
– Okullarda Tasarım Beceri Atölyelerinin kurulmasının, öğrencilerin temel becerilerini geliştirmeye olumlu katkılar sunacağı, bu atölyelerin yaygınlaşması için okullara kaynak bütçe aktarılması gerektiği dile getirilmektedir. Bakanlığın bütçesindeki kısıtlamalar, yatırım bütçesinin durdurulmasının bu beklentileri kısa vadede karşılayamayacağını göstermektedir.Yatırım bütçesi gerektiren bir dönemde bakanlığın bütçesinin yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kısıtlanması eğitim adına talihsiz bir durumdur.
– Hâlihazırda, MEB okullarında yaygınlaştırılması planlanan Tasarım Beceri Atölyeleri ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 18 Büyükşehirde pilot uygulama başlattığı Dene Yap Atölyelerinin muhtevasında; robotik, yazılım ve kodlama, teknoloji ve sanat tasarımı gibi STEM-A’yı (Science Technology, Engineering, Mathematics and Arts / Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik ve Sanat) ilgilendiren çalışmalar yer almaktadır. Bütçe kısıtlarını ortadan kaldırmak için iki bakanlığın aynı konu üzerinden ayrı ayrı sarf edeceği bütçeler birleştirilir, daha verimli hâle getirilebilir.
– Nitelikli öğretmen yetiştirmek için MEB ve YÖK arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sağlanması. Kapatılan öğretmen okullarında eğitim sürecindeki uygulama oranı % 53 iken, bugün eğitim fakültelerinde öğretmenlik uygulaması oranı % 10`un altındadır. Nitelikli öğretmen yetiştirmek için bu durum yeniden gözden geçirilmelidir.
– Ağır ders saat ve yükünün öğrenciye getirdiği stres ve baskıyı azaltmak açısından ders saatlerinin makul seviyeye çekilmesi, esnek, modüler, daha az ders saati ve çeşidinin olduğu bir müfredatın hazırlanacak olmasıönemli bir karardır. Sosyal etkinlikler bağlamında; kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetlere zaman ayrılması ve bu alanlarda öğrenciyi değerlendirmenin olumlu bir gelişme olduğu söylenebilir.Bir eko sistem düşüncesi içinde evrimsel bir dönüşümü içermesi genel kabul görebileceği düşünülmektedir.
– Öğrenci gelişiminin takip edilmesi ve başarısın artırılması için ölçme yöntemlerinin çeşitlendirilmesi, ürün ve süreci değerlendiren ölçme araçlarının aynı anda kullanılmasının öngörülmesi önemli adımdır.
– Sınava giren öğrenci sayısının ve sınavla girilen okul sayısının azaltılması bölgeler arasındaki imkân farklılıklarını azaltacak, böylece zamanla öğrenciler üzerinde doğal olarak sınav baskısının azalması söz konusu olacaktır. Okullarımızda yeterlik temelli değerlendirme uygulamalarının başlatılıyor olması, sınıflardaki çocukların akademik başarılarının izlenmesi ve desteklenmesi için Türkiye genelinde “Öğrenci Başarı İzleme Araştırması” yapılacak olması önemli bir karardır.
– Okulöncesi eğitimin, bir eğitim kademesi olarak kabul edilmesi ve yaygınlaştırılması önemli bir karar olarak algılanmaktadır.İlkokul 1. sınıfa başlama yaşının fizyolojik ve bilim düzeyine uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Yakın zamanda 69 ay olarak karara bağlandı.
– Bakanlığın, veli ve öğrencilerin, öğretmene bakış açısı değişmeli, hizmetiçi eğitim ile öğretmen çağı yakalamalı, öz güveni tam olmalı, veli öğretmenin karşısında değil yanında olmalıdır. Bu bağlamda öğretmeninin itibarını sarsan Alo 147’nin iptali ve işlevinin Cimer’e devredilmesi oldukça önemli bir karardır. Eğitim sisteminde öğretmenin merkeze alınmış olması, sarsılan, örselenen itibarının yeniden kazanılması sağlayacak ve motivasyonu güçlendirecektir.Öğretmen saygınlığını kaybederse, eğitimde disiplin ve başarı kalmaz.
– 10 Haziran 2014 çıkarılan kararname ile “Eğitim Lideri” seçmeleri dış müdahalelere açık hale gelmiş, atamalar liyakat unsurundan çıkarılarak, şahsi ve ideolojik eksene bürünmüştür. Okul, müdürüyle vardır. Müdürlük makamına gelmek için görüşmedik kimse kalmıyorsa, bu müdür o okula bir şey veremez. Liyakat sistemine önem verilmesi, yöneticilerin liyakat sisteme göre göreve gelmesi, eğitimin ve hizmetin kalitesini artırabilir. Liyakatle gelmeyenler okullarda kaosun da adresi olmaktadır. Öğretmenlerin kariyer gelişiminin desteklenmesi önemlidir.
– Öğrencilerin not ve sınav kaygısı olmadan ilgi duydukları alanlarda uğraşması ve ders dışı sosyal etkinliklere katılım sağlanması için yapılacak planlamalar oldukça sevindirici bulunmaktadır. Öğrenciler sürekli soru çözen değil, kendi başına kaldığında sorun çözen evsafında yetiştirilmelidir.
– Yabancı dil öğreniminde kademelere göre farklı öğretim yöntemleri uygulanması, yabancı dil öğretmenlerine yüksek lisans ve uluslararası sertifika imkânı masa, okul ve program türlerine göre farklı dil becerileri ön plana çıkarılması, yabancı dil öğrenimi için dijital platformların kurulması, yabancı dil öğreniminde erken yaş çocukları için oyun, hikâye, karaoke kullanılması olumlu karşılanmaktadır.
– Yürürlükteki 4+4+4 sisteminin eğitim kademlerinin verimliliği ve değerlendirilmesi Eğitim 20023 Vizyon Belgesinde yer almamaktadır. Sıklıkla sistem ve program değişimi, takibi zorlaştırmakta, sistemle entegre olan tüm sistemleri yakından etkilemektedir.
– Kamuoyu sabırsız bir şekilde, eğitim alanındaki yılların ihmalinin hemen giderilmesini ve iyileştirilmesi hususunda aceleci sonuç beklemektedir. Bazı STK’lar, özellikle eğitim paydaşı sendikalar anti propaganda yapmaktadır. Bürokrasinin sergilediği direnç ve ayak bağı hızla sönümlendirilmelidir. İşleyişe direnen bürokrasi ve bakanlığın gayretlerinin suni gündemlerle itibarsızlaştırma çabaları (Sezai Karakoç, Yoga/ESNE ve yönetim kadrosuna siyasal sızma üzerinden ayar çekme girişimleri) yalnızca bu kurumun itibarını zedeleyecektir. Ziya hocaya yetkisiz bir sorumluluk misyonunun yüklenmesini reel bir karşılığı olamaz.
– Mesleki liselerine yönlendirilmesi, ara elemen yetiştirmeye önem vermeleridir. Mesleki eğitimde, diğer ülkelerle aramızda büyük fark var. Mesleki eğitimde % 4 düzeyindeyiz. Bunu Avrupa ülkelerindeki makul seviyelere artırmak zorundayız.
– Sendikal ve siyasi anlamda, işleyişi kontrol etmek isteyen “ikinci paralel bir MEB” anlayışına imkân ve ortam sağlanmamalıdır. Bu yaklaşımın, Ziya hocanın yaptığı güzel işleri gölgelediği, MEB içindeki bürokratik oligarşinin bir düalizm oluşturduğu, dramatik kaosa yol açtığı düşünülmektedir.
– Akademik, spor ve sanat alanlarında sağlanan derece ve başarılar, mevcut “Ödül Yönetmeliği” nedeniyle karşılığını bulamamakta, öğretmen ve öğrenci cephesinde şevk ve motivasyon düşmesine neden olmaktadır. Eğitim felsefesinde aklen, kalben ve ruhen sağlıklı, ahlâklı nesiller yetiştirmek olgusu oldukça önemlidir.
– Okullar arası farkın azalması, eşit imkân ve fırsatların sağlanması amacıyla “Sosyal ve sportif etkinlikler” yaygınlaştırılmalıdır. Bu amaçla Tasarım beceri atölyelerinin kurulması ivmelendirilmelidir. Okullarda içinde müzik enstrümanları bulunan müzik odaları, mümkün olduğunca spor ve drama salonları oluşturulmalıdır.
– Okuma Kültürünü geliştirmek için her okula, özellikle köy okullarına minik te olsa “Kütüphane” kurulmalıdır. Rol model olarak öğretmenlerin de hazır bulunacağı “Kitap okuma seansları” konulmalıdır.
Özetle, kamuoyu kendisini ve çocuklarını yakından ilgilendirdiği için MEB’i yakından takip ediyor. Öğretmen itibar görmek istiyor, Ziya öğretmen motivasyon için öğretmenin duygularına ve dimağına iyi dokunuyor. Öğrenciler akademik beklentilerin yükünden becerilerini ortaya koyacak program ve imkânlar bekliyor. Tasarım Beceri Atölyelerine kaynak sağlanmalıdır. Mademki, Ziya hoca iş yapsın, eğitime nefes alırsın, öğretmen ve öğrenci heyecanını tazelesin, velilerin beklentilerini karşılaşan, eğitim başarımızı yükseltsin diye getirilmişse, eli siyasal ve bürokratik anlamda rahat kalmalıdır. Yetkisiz sorumluluk olmaz, bürokratik direnç işleyişe mani olur. Kendisine tevdi edilen görevle kurulu düzenini, rahatını bozup, özveri gösteren Ziya hoca Bakanlık koltuğunun ucunda emaneten oturmamalı. Kaybeden eğitim olur, kaybeden gençlik olur, kaybeden öğretmen olur, kaybeden hepimiz oluruz.
O halde son cümlemiz şöyle olabilir; Eğitim için hemen, şimdi değil de ne zaman?

Prof. Dr. Süleyman Yılmaz
Aksaray Üniversitesi, Eğitim Fakültesi
Twitter: @SY_SlymnYlmz

Not: Bu yazı Eğitim ve Eğitim portalından iktibas edilmiştir
Link: http://www.egitimveegitim.com/soz_egitimcilerde/3431-prof_dr_suleyman_yilmaz.html

Referanslar:
(1) Cemil Yücel, Engin Karadağ, TIMSS 2015 Türkiye; Patinajdaki Eğitim Raporu, 2016.
(2) www.aljazeere.com.tr PISA 2015’teki düşüşün sebebi nedir?

Share

Yorumlarınızı paylaşabilir, ve içeriği kendi sitenizden takip edebilirsiniz.

Yorum Ekleyin